İşlem Yapılıyor
Morgue Sokağı Cinayeti
Örnek:

Morgue Sokağı Cinayeti

Yazar Edgar Allan Poe
(Çev: Memet Fuat)
Seslendiren Kerim Öztürk
Yayınevi Notos Kitap

Edgar Allan Poe tarafından yazılan ve ilk modern dedektiflik öyküsü olarak kabul edilen Morgue Sokağı Cinayeti (İngilizcesi The Murders in the Rue Morgue), ilk defa 1841'de Graham's Magazine'de yayımlandı.

Öyküde C. Auguste Dupin, Paris'te iki kadının vahşice öldürüldüğü cinayetin sırrını çözer. Olay sırasında birçok tanık şüpheliyi duymuştur ancak hangi dili konuştuğunu anlayamamıştır. Ayrıca cinayet mahalinde Dupin, insana ait olmayan kıllar bulur. İlk gerçek dedektiflik öyküsü olarak değerlendirilen bu öyküde Dupin karakteri, Sherlock Holmes ve Hercule Poirot gibi sonraki birçok hayalî dedektifin kullanacağı edebi araçları ilk defa kullanır. Poe'nun zeki dedektif karakteri sonraki birçok karakter için örnek olmuştur. Ayrıca, anlatıcı rolündeki yakın arkadaş, öykünün sonunda önce varılan sonucun açıklanması ardından bu sonuca nasıl varıldığının anlatılması gibi unsurlar, sonraki dedektiflik öykülerinde de kullanılmıştır. Dupin karakteri Poe'nun daha sonraki Marie Rogêt'nin Sırrı ve Çalınan Mektup öykülerinde de yer alır.

Notos Kitap tarafından yayınlanan kitapta Morgue Sokağı Cinayeti öyküsünün yanısıra Poe'nun Kuyu ve Sarkaç, Maelström'e Düşüş, Geveze Yürek ve Amontillado Fıçısı öyküleri de bulunmaktadır. Morgue Sokağı Cinayeti’ndeki öyküler, İngilizce asıllarından ve Memet Fuat’ın yazara bağlılığı en önemli ilke kabul eden anlayışıyla çevrilmiştir.

Duymadıklarınız

Edgar Allan PoeEdgar Allan Poe

Edgar Allan Poe (1809-1849) Boston’da doğdu. Annesi de babası da yoksul tiyatro oyuncularıydı. Allan soyadını, kendisini evlat edinen John Allan adlı bir tüccardan aldı. Virginia’da ve İngiltere’de öğrenim gördü. İngiltere’de okuduğu okulu, kahramanı öteki benini, ikinci benliğini öldürerek can veren “William Wilson” adlı düşlemsel öyküsünde anlatır. West Point Askeri Akademisi’nden atılan Poe, gazetecilik yaparak savruk bir yaşam sürdü; döneminin pek çok ünlü kişisinin düşmanlığını kazandı; Longfellow’u aşırmacılıkla suçladı. Gençliğinden başlayarak alkol ve nevroz yedi bitirdi Poe’yu. 1836’da on üç yaşındaki kuzini Virginia Clemm ile evlendi, ama Clemm 1847’de veremden öldü. Poe ise Baltimore’da bir hastanede ölecek, ölüm döşeğinde can çekişirken The Narrative of Arthur Gordon Pym of Nantucket (1838; Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü) adlı kitabında geçen korkunç bir öyküyü yeniden yaşayacaktı. Mutsuzluk kısa olmaz, ama kısa ve mutsuz bir yaşamı oldu.

“Ürkünç, gizemli, gerilimli, benzersiz. Sarhoş, yoksul, ezik, dışlanmış Edgar Allan Poe, dingin ve erdemli bir Goethe’den ya da Walter Scott’tan çok daha fazla hoşuma gidiyor. O ve onun gibi özel yapıdaki adamlar için şöyle diyeceğim: ‘Bizler adına acı çektiler.’” (Charles Baudelaire)

“Garip, dengesiz ve saplantılarla dolu yapısının kendini cinayete ya da deliliğe sürüklemesini önlemek için, Poe’nun elinin altında bir başka zehir vardı. Herkesin aynı rahatlıkla kullanamayacağı bir zehir: Güzel ve özenli yazısıyla, arada bir derin üzüntüsünden sıyrılmasını sağlayan, ürkünç, kasvetli ama avutucu imgeleri kâğıda döktüğü mürekkepten söz ediyorum.” (Marie Bonaparte)

“Edgar Allan Poe'nun büyülü yanları vardır. Aslında doğum tarihi epeyce eskiler içinde olmakla birlikte, bize çok yakınmış gibi gelir. İki yüzyıl çnce, 1809'da doğmuş ki, Amerika'nın çöl olduğu yıllar ve daha pek çok şeye yetişemeden 1849'da terk edip gitmiş dünyayı. Böyle bakınca, insana bazen inanılmaz gelen bir dünyası var Poe'nun. Onca yokluk ve yoksunluk içinde bu denli büyük bir yaratıcılık nasıl doğmuş, elbette şaşırtıcı. Düzpedüz sıradışı bir yaratıcılık onunki. Edgar Allan Poe, böylece kendisinden sonra gelen edebiyatı etkiledi, çeşitli anlayışların ilk ipuçlarını ve iki yüzyıl boyunca her geçen gün daha çok okunan sarsıcı örneklerini verdi. Bir bilici gibi, başkalarının düşünmediklerini yazarak gösterdi.” (Semih Gümüş)

Memet FuatMemet Fuat

Memet Fuat (Mehmet Fuat Bengü) 1926’da İstanbul’da doğdu. Babası sanat eleştirmeni Vedat Örfi (Bengü), annesi Piraye Hanım’dır. 1932’de anne ve babasının boşanmasının ardından annesi, Nazım Hikmet ile 1935 yılında evlendi. Erenköy 38. İlkokulu'nda, Kadıköy 1. Orta'da, Robert Koleji'nde ve Haydarpaşa Lisesi'nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne 1946’da kaydoldu.

Nazım Hikmet'in etkisi ile yöneldiği edebiyat alanında Memet Fuat adıyla tanınmaya başladı. 1946’da ilk kitabını Tuna Baltacıoğlu ile birlikte yayımladı. Üniversiteyi bitirince İstanbul’daki okullarda yardımcı öğretmen olarak çalıştı. Nazım Hikmet ile ilişkisi nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışmayı sürdüremeyince özel İngilizce dersleri verdi, kitap çevirileri yaptı. John Steinbeck, Erskine Caldwell, Jack London’dan öyküler, Walt Whitman’dan şiirler, Varlık Yayınları’na Edgar Allan Poe’dan, Katherine Mansfield’den öyküler çevirdi.

1959'da dergilerde çıkan eleştiri yazıları nedeniyle Ataç Eleştiri Armağanını kazandı. O sırada eniştesi Metin Yasavul ile De Yayınevini kurdu. Yayınevinin ilk kitabı olarak 1960’da Düşünceye Saygı’yı yayımladı ve bu eser, 1961 Türk Dil Kurumu Deneme-Eleştiri Ödülü’nü kazandı. Yayınevi, 1960 - 1980 yılları arasında, 20 yılda birçok kitap yayımladı. Yeni Dergiyi çıkardı.

İstanbul Altunizade mahallesinde Altınyurt Spor Klübü'nde çocuklara futbol öğretti, turnuvalar düzenledi. Daha sonraki yıllarda yardımlaşmaya dayanan bir takım sporu olan voleybolu seçti. Altınyurt Voleybol A Takımını deplasmanlı voleybol ligine taşıdı. Tam 10 yıl amatörlükten hiç ödün vermeden, yeni genç oyuncular yetiştirerek bu ligde kalmayı başardı. 1972 - 1980 yılları arasında genç, ümit, büyükler ve üniversite erkek ulusal takımlarını turnuvalara hazırladı. 1979 - 1982 yılları arasında Anadolu Hisarı Gençlik ve Spor Akademisi'nde voleybol dersleri verdi.

1980 - 1983 yılları arasında Yazko Edebiyat Dergisi’ni yönetti. 1981'de Adam Yayınları'nın yerli yayınlar editörü oldu. Nazım Hikmet’in, Orhan Veli’nin yapıtlarının yeniden basılmasına öncülük etti. 1985’te yayımlanmaya başlayan “Adam Sanat” dergisinin genel yayın yönetmenliği görevini 1999’a kadar sürdürdü. 1992’de "Çağdaşımız Makyavel" adlı kitabıyla Sedat Simavi Ödülü’nü Gülten Akın’la paylaştı.

1995'te solunum yetmezliğinden yoğun bakıma alındı. 1995’te kendisine Kültür Bakanlığı “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” verildi. 1996’da bunu “Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası” izledi. 1997’de “Yaşasın Edebiyat” dergisinin yaptığı soruşturmada “Gölgede Kalan Yıllar” adlı yapıtı “Yılın Kitabı” seçildi. 1999'da ikinci kez girdiği yoğun bakımdan çıkar çıkmaz tutmaya başladığı güncesi, ölümünden sonra “"Ölünceye Kadar"” adıyla iki cilt olarak yayımlandı. 19 Aralık 2002'de akciğer yetmezliğinden yaşamını kaybetti.

Kerim Öztürk

Kerim Öztürk1979 doğumlu Kerim Öztürk henüz liseyi bitirir bitirmez 1996 yılında Manisa’da yerel radyolarda amatör olarak radyo programcılığına başladı. Üniversite hayatı sonrasında 2002 yılında İstanbul’a yerleşip profesyonel olarak radyo programcılığı ve seslendirme yapmaya başladı. Bu süreçte Cihan Ünal, Altan Erkekli gibi isimlerden diksiyon ve seslendirme eğitimleri aldı.
 
Profesyonel Deneyimleri:
MMC TV ve MMC grubu radyoları, Best Fm, Slow Türk, Kanal D Ana haber, Saran Grubu Radyoları (Radyo Trafik – Radyo Slowtime),  Kiler Holding (Kurumsal Ses), ATV Avrupa, Show Turk reklam seslendirmeleri, Akıllı TV kurumsal ses, birçok özel firma için yapılan özel seslendirmeler.