İşlem Yapılıyor
Foto Sabah Resimleri
Örnek:

Foto Sabah Resimleri

Yazar Ayşe Kulin
Seslendiren Ayşe Kulin

Çocukluğumun Ada'daki köşkte geçen yaz tatilleri dışında, ben hep bu beton apartmanların odalarında yaşamıştım. Beton odaların tavanları, önceleri çok yüksek ve kartonpiyerli iken giderek alçalıp, sadeleşmiş, odaların boyutları giderek küçülmüştü. Anneanneme ailesinden kalan avizelerin önce zincirleri kısaltılmış, sonra da onları dar odalardan, daha geniş ve yüksek tavanlı evlere terfi ederek bizimle yer değiştiren kişilere satmıştık. Anneannem, bizden eşyalarımızı satın alacak güce sahip o kişileri hep küçümsemişti nedense. O baygın yeşil gözleri ile bir devrin tüm ihtişamını görmüş ve yaşamıştı. Ben sadece ondan duyarak imrenmiş, özenmiş ve hayal etmiştim.

Türk öykücülüğünün en önemli iki ödülünü, 1995 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, 1996 yılında ise Sait Faik Öykü Ödülü'nü kazanmış bir başyapıt: Foto Sabah Resimleri.

Duymadıklarınız

Aralık 2014'te Ayşe Kulin Foto Sabah Resimleri ve Mastektomi öykülerini Seslenen Kitap stüdyosunda seslendirdi.

Ayşe Kulin


Anneannemi çarşafın iki ucundan tuttukları gibi, öylece alıp yürüyüverdiler koridorda. "Durun acıtacaksınız," diye bağırdığımı sonradan fark ettim. Adamlardan şişman olanı, hayretle dönüp yüzüme baktı. Önüme eğdim başımı. Anneannemin üstünde, iki gün önce giydirdiğim çiçekli pazen geceliği, ayağında benim beyaz tenis çoraplarım vardı. Geceliğinin yakasından pembe saten kombinezonu görünüyordu. Hem anneannemi hem de kombinezon denen çamaşır parçasını son görüşümdü bu. Çocukluk yaşlarımda herkesten çok sevdiğim, genç kızlık yıllarımda durmadan tartışıp zaman zaman da nefret ettiğim ve son on yıldır yanında gereğinden beş dakika bile fazla kalamadığım anneannem, çiçekli geceliği, kombinezonu, firketeleri ile, iki yabancının tuttuğu çarşafın içinde, bir tahtırevana kurulmuşçasına, salınarak gidiyordu. Yüzyıla yakın zamandır anlatıp durduğu, yarısı hayal ürünü, yarısı gerçek tozlu öyküleri, konakları, köşkleri, paşa dedesi, nazır babası, saraylı anası, içime baygınlık veren anıları ve kendine özgü değerleriyle gidiyordu. Ben, dünyada her şeyden çok sevdiği torunu, onu yeterince sevememiş, yaşayamamış, anlayamamış olmanın verdiği eziklikler, pişmanlıklarla, artık çok geç olduğunu bile bile, abartılı bir ihtimamla bu son yürüyüşe nezaret ediyordum.

(Foto Sabah Resimleri'nden)