Demir Ökçe

Dünyaca ünlü Amerikalı yazar Jack London 1876 yılında San Francisco’da dünyaya gelmiştir. Yaşadığı bölgedeki kütüphanede kitaplar okuyarak kendisini geliştiren London, burada Ouida’ın Signa isimli romanını okumuş ve bu romandaki karakter onun edebiyatta kendi hedeflerine ulaşmasında bir örnek olmuştur. 13 yaşına geldiğinde bir konserve fabrikasında günde 12-18 saat çalışmaya başlamıştır. Çocuk yaşta bu ağır çalışma koşullarından kurtulmak için bir tekne alarak istiridye avcılığına başlamışsa da yelkenlisinin zarar görmesi üzerine bu işi bırakmıştır. 1893 yılında bir fok balıkçı teknesiyle Japonya sahillerine gitmiştir. Dönüşünde 1893 Krizi’yle karşılaşmış, bir süre bir hint keneviri fabrikasında ve bir elektrik santralinde çalıştıktan sonra “serserilik” dönemleri başlamıştır. Bu yüzden otuz gün hapis dahi yatmıştır. Yol isimli kitabında hapishaneyi düşünülemeyecek kadar korkunç ve bir insanın düşebileceği en derin çukur olarak tarif etmiştir. Lise eğitimi aldıktan sonra çok istediği Berkeley Üniversitesi’ni kazanmışsa da maddi imkansızlıklar nedeniyle yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. 1897 yılında Klondayk Altın Avı’na katılmıştır. Burada sağlık sorunları ve türlü zorluklar yaşamasına rağmen hayatta kalmayı başarmış ve bu direnci Ateş Yakmak isimli kitabını yazmasına ilham vermiştir. 1898’de Oakland’a döndüğünde yazdıklarını yayınlatmaya girişmiştir. Bu dönem Martin Eden isimli otobiyografik romanında oldukça etkili bir şekilde anlatılmıştır. London’ın yazarlığa başladığı dönemde düşük maliyetli dergi çıkarmayı sağlayan baskı teknolojilerinin gelişmesi onun için büyük şans olmuştur. Çünkü bu sayede geniş kitleleri hedefleyen popüler dergilerin satışında patlama yaşanmış ve büyük bir kısa hikaye pazarı oluşmuştur. Böylece kendisi dünyada ticari romanın öncüsü ve yazarlıktan ciddi gelir elde eden ilk Amerikalılardan birisi olmuştur. 22 Kasım 1916 yılında California’daki çiftliğinin sundurmasında öldüğünde geride Vahşetin Çağrısı (1903), Deniz Kurdu (1904), Beyaz Diş (1906), Adem’de Önce (1907), Yanan Gün Işığı (19010), Ay Vadisi (1913) gibi romanlarla pek çok hikaye bırakmıştır.

Demir Ökçe Dinle

Kitap Ayrıntıları

Seslendiren
AYSUN TOPAR
Yayınevi
Storyside
Süre

Bu kitabı dinlemek ister misin?

Storytel'de tüm kitapları ilk 14 gün ücretsiz dinle.

Demir Ökçe Konusu

Bugün Jack London’ın birçok hikayesini bilim-kurgu kategorisinde ele almak mümkündür. Bunlardan The Unparalleded Invasion Çin’e karşı yürütülen bir biyolojik savaşı, The Shadow and The Flash görünmez olmanın peşindeki iki kardeşi, Goliah nükleer olarak tanımlanabilecek bir silahı anlatmaktadır. Bu kategoride yer alan Demir Ökçe kitabı ise 1908 yılında yayınlanmıştır. Bu distopik roman Amerika’daki oligarşik tiranlığın kronik bir biçimde yükselmesini anlatmaktadır. Bu nedenle genellikle “modern negatif ütopyaların en erkeni” olarak değerlendirilmektedir. Romanda London’ın sosyalist görüşleri açıkça görülmektedir. Kitabın II. Dünya Savaşı’ndan önce, Irkçılık ve Faşizm henüz ortada yokken yazılmış olması yazarın yıllar öncesinden geleceği nasıl gördüğünün bir göstergesidir. Çünkü romanda özellikle faşizmin dünyayı nasıl bir vahşetin eşiğine getireceği ve bu faşizm vahşetinin karşısındaki devrimci karşı duruşun nasıl olması gerektiği edebi bir kurgu içerisinde çok güzel anlatılmıştır. Yine Jack London’ın yıllar öncesinden görerek Demir Ökçe’de değindiği bir başka konu da işçi sınıfı üzerine olmuştur. Yazar romanında oligarşik bir düzenin hakim olduğu bir sistemde işçi sınıfının afyon olarak nitelendirilebilecek bir takım haklarla nasıl uyuşturulabileceğine ve susturulabileceğine değinmiştir. Ezilen sınıfları “Uçurum İnsanları” olarak tanımlayan yazar -ki aynı isimle 1903 tarihli bir kitabı da vardır- bu romanında Uçurum İnsanları’ndan burjuvaya kadar ezen-ezilen ilişkilerini ele almaktadır.

Devamını Oku

Kitap Ayrıntıları

Seslendiren
AYSUN TOPAR
Yayınevi
Storyside
Süre

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir