Azil

Hakan Günday ”Azil”de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın ”hiç”leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor. Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor. Günday, ana karakteri Asil’in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor. Azil’i Murat Eken’in seslendirmesiyle dinleyebilirsiniz.

Azil Dinle

Kitap Ayrıntıları

Yazar
HAKAN GÜNDAY HAKAN GÜNDAY
Seslendiren
Murat Eken
Yayınevi
Doğan Kitap
Süre
5Saat 49Dak

Bu kitabı dinlemek ister misin?

Storytel'de tüm kitapları ilk 14 gün ücretsiz dinle.

Azil Konusu

Hakan Günday’ın otuz bir yaşındayken yayımlanan kitabı “Azil” onun beşinci romanıdır. İlk kitabını henüz yirmi dört yaşındayken, iki ay kadar kısa bir sürede tamamlayan Hakan Günday 2000 yılında yayımlanan ve yeraltı edebiyatının en iyi örneklerinden bir olarak kabul edilen “Kinyas ve Kayra” romanı ile kısa sürede büyük bir başarı yakalamıştı. İyi bir modern hayat eleştirisi olarak kabul edilen bu romandan sonra, zengin anlatımı ve sarsıcı hikayeleri sayesinde büyük ilgi gören; Zargana (2002), Piç (2003), Malafa (2005), Azil (2007), Ziyan (2009), Az (2011), Daha (2013) romanları peş peşe yayımlandı. 

Hakan Günday’ın 2007 yılında, “Doğan Kitap” etiketiyle yayımlanan “Azil” isimli romanı şimdiye kadar yayımlanan eserleri arasında en ilgi çekenlerinden biri oldu. Türkçede “görevden alma” ya da “ayırma, uzaklaştırma” gibi anlamlarda kullanılan “Azil” sözcüğü romanın baş kahramanı “Asil”in hikayedeki konumunu da çok iyi açıklayan bir sözcük. Çünkü Asil, topluma uyum sağlayamayan, kolay kabul görmeyecek türden bir karakter. 

Hakan Günday bu romanında, neyin gerçek neyin hayal olduğu belli olmayan, bulmaca gibi bir hikayenin parçaları aracılığıyla, yüz yıllardır tek tanrılı dinler ve siyasal ideolojiler tarafından idealize edilen insan türünün aslında ne kadar karanlık ve karmaşık olduğuna vurgu yapıyor.

“Bu cümle yazmayı öğrendiğimin kanıtıdır. Bu cümleyse, okumaya devam ettiğimin kanıtı. Birlikte iki kanıtı olan bir suç işleyeceğiz.” İşte bu gizemli mektupla başlayan serüven, detaylarına inildikçe delilik ve dahilik arasında gidip gelen bir karakterin üzerinden sert bir toplumsal eleştiriye dönüşüyor. “Ancak suç, var olan en güçlü tutkaldır. Suçun işlenmesinde payı olanların her biri, birbirine yapışır.” cümlesiyle aslında romanı okurken karakterin beklenmedik olaylar silsilesinin içine girip, tuhaf bir serüvene başlayacağını az çok anlıyoruz. 

Elindeki esrarengiz mektupta yazan gizemli sözcükleri ilerleyebilmek için birer işaret olarak kabul edip, burada yazan yönergelerle zihninin derinliklerine inen “Asil” isimli karakterin tuhaf serüveni Asil’in kendisine yazdığı bu mektup geçmişten geliyor. Tam yirmi beş yıl sonrasına yollanmış bir mektup bu. İnsanın kendisine gelecekte kullanabilmesi için bıraktığı bir armağan gibi. Asil elindeki mektupla derinlere indikçe birbirinin içine açılan kapılardan geçerek, kafasının içindeki labirentte kayboluyor. Gerçekten öğrenme güçlüğü çeken sıradan bir çocuk muydu, yoksa deliliğin sınırında bir dahi mi? Onca suçu Asil mi işledi, yoksa suçlu olan toplum muydu aslında? Belki Asil kendisine geriye dönük, kendisinin de kabul edebileceği bir hikâye uyduruyor. Belki de tek bir doğru yok. Çünkü Asil’in gözleriyle seyrettiğimiz dünyada, tecavüzden hırsızlığa pek çok suçu, iyi ya da kötü kavramlarını tam da yerine oturtamadan izliyoruz. Kabul görenlerin dünyasıyla, dışarıda bırakılanların dünyası arasındaki uçurum, bizi anti kahramanların dünyasını da yaklaştırıyor.

Aslında sıradan bir çocuk olarak doğmuş, nedeni hiçbir zaman öğrenilemeyen bir deliliğe hapsolmuş olan Asil hayatın karmaşık anlamını şöyle özetliyor: “Tanrısal bilgilere göre hayat, insanın neyi bilmiyorsa onu öğrenmeye geldiği bir süreçti. Ve zihinsel gelişimi tamamlamak için her şeyin öğrenilmesi gerekiyordu. Dayanılmaz olduğu iddia edilen acıdan farklı cinsiyete sahip olmaya, zihinsel sakatlıktan nedensiz kötülüğe kadar her şeyin, insan tarafından öğrenilmesi gerekiyordu. Ölümse, yaşarken sindirilmiş bilgilerin zihin tarafından depolanması için verilen bir süreydi. Herkesin bir kasası var ve o dolana kadar doğup ölmek gerekiyordu.”

Devamını Oku

Kitap Ayrıntıları

Seslendiren
Murat Eken
Yayınevi
Doğan Kitap
Süre
5Saat 49Dak

Azil Alıntıları

"Kütüphaneden çıktığımda, zihnimdeki sözlükte, tesadüf kelimesinin karşısında cehalet yazıyordu."
"İnsanlığın bin bir çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğnenmiş ve on yılda da internet tarafından yutulmuştu."
"Unutma ki zaman, gidecek yeri olmayanların evidir."
"Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur."

İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir